çelebi_blş
MONmedia
KOFTECI-Dikey
SALGAMettavuk
RENO
Altinoluk
FOTOmakinaları
AVB_Ofis
ZAFERemlak
Dostlar Kadırga
Halil KÜÇÜKPARLAK
Halil KÜÇÜKPARLAK

Ahdim olsun ki, sizinkiler dolu mu?

Sevgili okurlarım, biliyorsunuz seçimlere çok az bir zaman kaldı yaklaşık iki hafta sandık başına giderek oylarımızı vereceğiz.

11 Haziran 2018 Saat: 16:09

Ahdim olsun ki, sizinkiler dolu mu?

Sevgili okurlarım, biliyorsunuz seçimlere çok az bir zaman kaldı yaklaşık iki hafta sandık başına giderek oylarımızı vereceğiz. Yazımın içeriğine geçmeden önce bir parantez açarak belirteyim bu seçim diğer tüm seçimlerden farklı bir seçim. Cumhuriyet tarihimizdeki tüm seçimlerden farklı olmasının nedenini anlatayım. Şimdiye kadarki seçimlerde ülkemizi bundan sonra hangi partinin veya kimin yöneteceğini tespit etmek için oy veriyorduk ama bu seçimlerde ülkemizin bundan sonra hangi sistemle yönetileceğinin kararını vereceğiz. Bildiğiniz gibi seçimlere iki grup halinde girecek partiler. Birisi Adalet ve Kalkınma Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin bir araya gelerek oluşturdukları “Cumhur İttifakı” diğeri de Cumhuriyet Halk Partisi, İyi Parti ve Saadet Partisi’nin bir araya gelerek oluşturdukları “Millet İttifakı” seçmenlerden oy istiyorlar. Seçimin galibi eğer Cumhur İttifakı olursa ülkemiz yeni bir sistemle, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet” sistemiyle yönetilecek ama eğer Millet İttifakı seçimin galibi seçimin galibi olursa Cumhuriyetin kuruluşundan beri yönetildiğimiz “Parlamenter” sistemle yönetileceğiz. Bu açıdan bu seçim kesinlikle tarihteki en önemli seçimdir. Herkes sandık başına gidip oyunu kullanmayı ihmal etmesin. Zaten katılımın yüksek olacağını tahmin ediyorum.

Yazımın başında kısa bir parantez açmayı düşünüyordum ama oldukça uzun oldu. Neyse, gelelim asıl konumuza. Gerek “Cumhur İttifakı” ve gerekse “Millet İttifakı” bildiğiniz gibi seçim propaganda çalışmaları esnasında programlarını hazırlayıp halkın karşısına çıktılar. Meydanlarda, sokaklarda halka seçimlerden sonraki vaatlerini sıralıyorlar. Bugün asıl değinmek istediğim konu tam da bu, iktidar partisinin önce tepe yöneticileri daha sonra da il ve ilçe yöneticileri açıklama yaparak “Muhalefetin vaatlerinin içi boş” şeklinde konuşmuşlar. Ben bir gazeteci olarak partilerin seçim beyannamelerini baştan sona okudum. Anlaşılıyor ki iktidar partisi yönetimleri diğer partilerin seçim beyannamelerini okumamışlar. Okusalar kendilerininkinin dolu, muhalefetin boş olduğunu söyleyemezlerdi.

Şimdi dolu olduğu söylenen iktidar partisinin seçim beyannamesindeki maddelere bakalım tek tek. Aslında tamamı hakkında eleştiri yapılabilir ama malumunuz bana ayrılan köşeye sığabilecek kadar olanını eleştirmekle yetineceğim. Mesela iktidar partisinin seçim beyannamesinden birkaç madde…

“İstihdam artışı sağlanacak, yeni fabrikaların önü açılacak”.                   

“Faizler, enflasyon ve cari açık düşecek”.

Buna benzer, aynı anlamı içeren maddeler inanın bana diğer partilerin seçim beyannamelerinde de var. Ama onlar muhalefet. “İktidara gelirsek yapacağız” diye vaat ediyorlar. Bu maddeleri hayata geçirmek için AKP şimdiye kadar neden harekete geçmemiş de, bundan sonra yapacağını iddia ediyor? İktidar vaat etmez, yapar.

Mesela bir madde daha var AKP seçim beyannamesinde aynen şöyle. “AK Parti’nin kuruluşunda 3-Y olarak ifade ettiğimiz yolsuzlukla yoksullukla yasaklarla mücadele etmek en önemli hedeflerimiz arasında olmaya devam edecek”. Allah aşkına onaltı yıldır hep yolsuzluklar yapıldığı biliniyor. Kol saati alan bakandan yasal olarak hesap soruldu mu? Ayakkabı kutuları, yatak odalarındaki kasalar ve para sayma makineleri ne oldu? Önce kendi içindeki yolsuzlardan hesap sor derler adama.

Hangilerinin olduğunu söylememiş ama “Dünyada ki 10 büyük projenin 6 tanesi şu anda Türkiye’de yapılıyor” demiş AKP İlçe Başkanı. “Büyüklük değil, işlev önemli” derler ya, biten iki proje olarak köprüler bitti ama çok pahalı olduğu için kullanılmıyor, diğerine araçlar mecburen yönlendirildiği için adeta zorla dünyanın parası alınıyor şoförlerden. Devam eden bir havaalanı var, tamam bitecek, göreceğiz. Büyük proje, hatta çılgın proje dedikleri “Kanal İstanbul” var ki, o akla zarar bir proje. İnternette çılgın projeyi konu alan bir yazıya rastladım, bir profesör kaleme almış. Balık Marmara Denizi ile Karadeniz arasındaki suyun tuz seviyesinden tutun da balık sirkülasyonuna kadar birçok sakıncalarını anlatmış. Şu anda bulup yazarım gerekirse ama çok da önemli değil, bütçeye çok fazla yük getirecek ve senelerce borçlandıracak bir proje. “Bizim partiye yakın birkaç müteahhit para kazansın”dan başka hiçbir amacı olduğunu düşünmüyorum bu çılgın projenin. Çünkü yaptığım araştırmada hiçbir gemiyi oradan geçmeye zorlayamazsınız uluslararası anlaşmalara göre. Oradan geçen gemilerden para alınacak ama geçmez ki kaptan. Hemen yanıbaşında tabii bir boğaz var. “Boğazdan geçme” diyemezsin hiçbir gemiye. Yani eğer yapılırsa orası da bomboş duracak.

Seçim tarihi yaklaştıkça adayların meydanlardaki vaatleri de günden güne artıyor. “Bizimki dolu, muhalefetin vaatlerinin içi boş” diyen iktidar partisi mensuplarına sesleniyorum. Sayın Cumhurbaşkanı en son olarak içi çok dolu bir vaat açıkladı. Aynen şöyle kendi sesinden dinledim. "İnşallah yeni bir adım, Millet Kıraathaneleri kuracağız. Bunu Bay İnce yanlış anlayabilir. İskambil oynanan değil, kitaplarla döşeli, içeride kahvesi, keki olacak. Gençlerimiz yaşlılarımız gelecek. Hem kitabını okuyacak hem kekini alacak, çayını kahvesini alacak; ücretsiz, ücretsiz. Yani buralar adeta hayata ne katacak; ruh katacak ruh. 24 saat açık olacak”. Allah aşkına gençlere ücretsiz çay ve kek vermeyin, keklemeyin insanları. Sokakta dolaşıyoruz hep, vatandaş bu kek işi ile dalga geçiyor. Buraya yazmayacağım tamamını ama “keklemek” ne anlama geliyor bakın internetten. İş bulun, işyeri açın. Gençler çalışsın, üretsin, ekmeğini kazansın.

İşte manifestodan bir cümle "Biz AK Parti'yi kurarken ne dedik, 'Biz Türkiye'nin dünü, bugünü, yarınıyız' dedik. Biz Türkiye'nin bölünmez bütünlüğüyüz. Biz Türkiye'yiz. 16 yıldır bu söze sadık kaldık. 16 yıl önce; 'Yerli ve milli bir duruşa şiddetle ihtiyacımız var' demiştim. İnşallahrabbim bu yoldan ayırmaz”. Şimdi dolu vaat bu mu Allah aşkına? Herkes Türkiye, herkes ülkemizin bölünmez bütünlüğü için canını verir.

İktidar partisinin bir sloganı ile yazımı noktalıyorum. Slogan “Şimdi icraat vakti”. Sormazlar mı adama “Geçen 16 sene ne vaktiydi, ancak şimdi mi icraata başlayacaksın?” diye.

 

YORUMLAR

Bu Yazıya Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Kocaeli Haber Dünyası, Kocaeli Gazetesi, Kocaeli Haberleri,kocaeli gazeteleri Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları

Masumiyet14 Ekim 2018 Saat: 21:32
Televizyon haberlerini izlerken neredeyse hemen hemen her gün karşılaşıyoruz. Karşılaşınca da içimiz kanıyor, yüreğimiz kararıyor.
Sinirler ve sınırlar10 Ekim 2018 Saat: 13:18
Eskiden siyasi liderler basın toplantısı düzenler orada söyleyeceklerini söylerdi. O basın toplantılarına katılan gazeteciler de gerçekten gazeteciydi sormak istedikleri soruları liderlere sorarlar, liderler de cevaplandırırdı.
Çok şükür cahillikten ve hainlikten kurtuldum8 Ekim 2018 Saat: 00:09
Sevgili okurlarım, bu başlık nereden çıktı diye düşündüğünüzü biliyorum. Yazımı okuyunca anlayacaksınız nereden çıktığını, sizler de şükredeceksiniz hainlikten kurtulduğunuz için.
Evli evine, köylü köyüne3 Ekim 2018 Saat: 00:12
Güzel Türkçemizde her konuya uygun çok anlamlı ve ibret verici atasözlerimiz vardır. İşte bunlardan birisi de yukarıda başlıkta kullandığın “Evli evine, köylü köyüne” atasözüdür.
Bir ismi var, neden yenisi aranıyor?25 Eylül 2018 Saat: 22:57
Şimdi başka bir derdimiz, sıkıntımız yokmuş gibi bütün milletimiz “3. Havalimanı’nın adı ne olsun?” diye tartışıyor.
Tüm Yazıları
Yukarı ↑