çelebi_blş
KOFTECI-Dikey
SALGAMettavuk
RENO
iSCAN_REKLAM
FOTOmakinaları
AVB_Ofis
ZAFERemlak
kdm
Halil KÜÇÜKPARLAK
Halil KÜÇÜKPARLAK

Bu durum böyle devam edemez diyorum

Defalarca anlatılsa da anlamakta zorlandığımız bir dramatik tablo var ortada... Dost ve müttefik olarak bildiğimiz ülkeler, şu anda neden Türkiye'nin düşmanlarıymış gibi davranıyorlar?

12 Eylül 2017 Saat: 10:26

Bu durum böyle devam edemez diyorum

Defalarca anlatılsa da anlamakta zorlandığımız bir dramatik tablo var ortada... Dost ve müttefik olarak bildiğimiz ülkeler, şu anda neden Türkiye'nin düşmanlarıymış gibi davranıyorlar? Türkiye'de devlet kurumlarına sızarak Humeyni modeli bir darbe projesini tezgaha koyduğu artık kanıtlanmış olan Fetullah Gülen neden hâlâ Amerika Birleşik Devletleri tarafından himaye ediliyor? Türkiye'de halkın üzerine ateş ederek bir darbe teşebbüsüne karışan hainlere, neden Batı Avrupa ülkeleri tarafından sığınma hakkı tanınıyor? Daha da dramatik tablolar var gündemde... Türkiye'nin seçilmiş hükümeti ve Cumhurbaşkanı, Batı medyasınca adeta Stalin'miş ya da Çavuşesku'ymuş gibi sunuluyor. Sanki Soğuk Savaş devam etmekte ve Türkiye de şu anda Demir Perde'nin ötesindeki totaliter rejimle yönetilen bir ülke... Türkiye'de Mısır'dakine benzer bir darbe başarıya ulaşsa ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yerine Sisi benzeri bir darbeci getirilse, dost ve müttefik olarak bildiğimiz ülkeler bayram yapmaya hazır durumdalar. Acaba nerede nasıl bir yanlış yaptık ki, Türkiye hem Almanya, hem Avusturya, hem İsveç hem de Yunanistan ile adeta karşı karşıya? Türk siyasetçilerin bu ülkelere gitmeleri istenilmiyor. Türkiye aleyhinde komplo kuran herkes bu ülkeler tarafından kucaklanıyor. Türkiye sanki demokrasisi askıya alınmış ve iktidara muhalif herkes zindanlara atılmış bir ülke. Acaba ne yapmalıyız ki bu ülkeler bizi, affetsinler? Acaba 15 Temmuz'da yaşanılanların tam tersi gerçekleşse ve halk darbecilere alkış mı tutsa? Acaba Fetullah Gülen'i Amerika'dan Türkiye'ye uçakla ve F-16'ların eşliğinde getirsek ve kendisine Ankara'nın anahtarını törenle sunsak mı? Ya da Türkiye'deki bütün askeri üslerin tapularını Almanya'ya mı devretsek? Bu arada Ankara'daki Amerikan büyükelçisini de genel vali mi ilan etsek? Özetle, bu durum böyle devam edemez diyorum.

***

Yukarıdaki paragrafı okuduğunuzda dış politikamızın özetini gördünüz sevgili okurlarım. Gerçek durum da aynen böyle zaten. Bu paragraf benim yazım, benim yorumum değil. Bu satırların yazarı Mehmet Barlas. Şu anda Sabah gazetesinde köşe yazısı yazıyor senelerden beri olduğu gibi. Mehmet Barlas çok eski gazetecilerdendir. Ben kendisini 80’li yıllardan beri takip ederim okurum. O zamanlar rahmetli Bülent Ecevit iktidardayken bir numaralı Ecevitçiydi. Daha sonra Süleyman Demirel iktidar oldu, en koyu Demirelci oldu. Tabii ki Erbakan koalisyon ortağı olduğunda Erbakan’ın savunucu idi kendisi. Turgut Özal iktidardayken bir numaralı Özalcıydı. Daha sonra Tansu Çillerci oldu, daha sonra Mesut Yılmazcı oldu. Özetle kim iktidardaysa o partiyi tutar ve kahramanca savunur kendisi. Son yıllarda da malum olduğu gibi Recep Tayyip Erdoğan’ın taraftarı ve savunucusudur kendisi. Bu iktidardakileri savunma gayretleri sonucu Boğaz’da yalı sahibi olduğu söylenir, ben orasını bilemem, öyle bir iddia var. Zaten ailece gazetecidir kendileri.

Eşi Canan Barlas Tercüman ve Milliyet gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı.

Oğlu Cemil Barlas’da çeşitli televizyon kanallarında yorumculuk yapmakta.

Kızı Ela Barlas televizyon haber kanallarında sunuculuk yapmakta.

Mehmet Barlas şu anda tam 75 yaşında. CHP Gaziantep Milletvekili Cemil Sait Barlas’ın oğlu olan Mehmet Barlas İstanbul Hukuk Fakültesi mezunu. 1968 yılında gazeteciliğe başlamış. Yani, özet olarak yarım asra yakın zamandır gazetecilik yapıyor.

Mehmet Barlas’ın yazdıkları çok doğru. Ülkemizin dış politikasını gayet güzel özetlemiş. Zaten elli yıllık, çok deneyimli bir gazeteci olduğu için kendisinin analizine katılmamak mümkün değil. Dış politikanın durumunun adeta fotoğrafını çekmiş Mehmet Barlas. Fotoğrafını çekip güzelce yazısını yazmış. Ancak, bir yere kadar gelmiş, orada kesmiş. Yazıyı yarım bırakmış bana göre. Durumun analizini yaptıktan sonra nedenlerine gelmeliydi. “Nasıl bu kadar çok düşman edindik?” sorusuna cevap arayan yazısına “Özetle, bu durum böyle devam edemez diyorum” cümlesiyle son veren Barlas aslında “Nasıl olup bu kadar çok düşman edindiğimizi biliyor, bu kadar deneyimli bir yazarın bilmemesi düşünülemez zaten. Biliyor ama devamını getirip yazamıyor. Yandaşlık zor bir zanaat olsa gerek. Mehmet Barlas’ın bildiği halde yandaşlık nedeniyle dile getiremediğini ben yazayım izninizle sevgili okurlarım. “Nasıl oldu bu kadar düşman edindik?”, ya da “Nerede hata yaptık dış politikada?”. Dış politika, diplomasi çok ayrı bir konudur bence. Kesinlikle bu işi bilenler, konunun uzmanları tarafından yürütülmelidir. Deneyimli diplomatlara “Bunlar monşer!” diyerek hakaret edilmemeli. “Bu böyle devam edemez” diyor Mehmet Barlas, evet bence de edemez, etmemeli. O zaman tüm dünya ülkelerine orada ülkemizi temsil edecek, ülkemizin haklarını koruyacak deneyimli diplomatlar elçi olarak atanmalı. Ancak son büyükelçiler kararnamesi ile Aile Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın kardeşi olan Ayşe Sayan Kuveyt’e, Merve Kavakçı da Malezya'ya büyükelçi olarak atandı. “Bu iki hanımefendinin hangi diplomasi tecrübesi var?” derseniz, cevabı basit, hiçbir tecrübeleri yok ama başlarında türban var.

Son söz, sözün özü: Bu kriterle büyükelçi ataması yapılırsa daha çoookkkk ülkelerle düşman oluruz.

YORUMLAR

Bu Yazıya Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Kocaeli Haber Dünyası, Kocaeli Gazetesi, Kocaeli Haberleri,kocaeli gazeteleri Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları

Geldiysen üç kere vur17 Ağustos 2018 Saat: 01:02
Bildiğiniz gibi üçüncü sayfalarda genellikle gazetelerin polis ve adliye muhabirlerinin derledikleri haberler yer alır. Kavgaların, yaralamaların, cinayetlerin haberleri hep üçüncü sayfaya konulur.
Halıdereliler’in gözü aydın ama…11 Ağustos 2018 Saat: 21:47
Geçen hafta Halıdere’deki taş ocağı hakkında yazı yazmıştım. O yazımı okumayanlar için çok kısa olarak özetleyeyim. Seneler önce Halıdere’deki bir bölgede taş ocağı yapılması için ruhsat verilmiş.
Dış politika neye benzer?9 Ağustos 2018 Saat: 16:57
Bildiğiniz gibi dış politikada sıkıntılı günler yaşıyoruz. ABD ile olan ilişkilerimiz epeyce gergin.
Eyyy CHP titre ve kendine gel!5 Ağustos 2018 Saat: 16:03
Bu titremek ve kendine dönmek sözünün orijinali, yani ilk söyleyeni Göktürk Devletinin kurucusu Bilge Kağan’dır. Aslı da “Ey Türk; üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe, senin ilini ve töreni kim bozabilir.
Hep tekrar, hep tekrar, nereye kadar?23 Temmuz 2018 Saat: 23:29
Sevgili okurlarım “Tarih tekerrürden ibarettir” diye bir söz vardır. Tekerrür tekrar anlamına geldiği için “Tarih tekrardan ibarettir” şeklinde bugünkü Türkçemize tercüme edebiliriz.
Tüm Yazıları
Yukarı ↑