Seyyar Köfteci yeni
asya enerji
AVB OFİS
MON MEDYA 300 X 160
Kudret Turizm
Körfez Dalgıç
ŞALGAM ET TAVUKÇULUK 300 X 160
ÇELEBİ BİLİŞİM 300 X 160
Zafer Emlak Yeni
FOTOĞRAFMAKİNALARI 300 X 160
İhbar hattı whatsapp
İlhan AKBULUT
İlhan AKBULUT

Dolandırıcıların İlk Kullandıkları Teknik

Önceki gün, eski bir telefon dolandırıcısı olan A.Z.yaptığı işten pişmanlık duyarak, emekli bir polise duygularını aktarmıştı. Biliyorsunuz, bu da basın da kısa süreli gündem konusu olmuştu.

13 Ocak 2016 Saat: 13:34
TELEFON DOLANDIRICILARI KURBANLARINI HİPNOTİZE EDİYORLARDI.
Gazete ve televizyon haberlerinden takip etmişsinizdir. Önceki gün, eski bir telefon dolandırıcısı olan A.Z.yaptığı işten pişmanlık duyarak, emekli bir polise duygularını aktarmıştı. Biliyorsunuz, bu da basın da kısa süreli gündem konusu olmuştu.
Telefon dolandırıcısı, kurbanlarını seçip, teknolojiden de yararlanarak kurbanlarını nasıl kandırdıklarını anlatırken, en son cümleleri şu şekildeydi.
“Aynı anda bir çok şey söyleyip, telekonferans sistemiyle, eşi ya da yakınıyla da görüştürüyor, kafalarını iyice karıştırıp, hipnotize ediyorduk. Böylece paralarını yatırdıkları hesap numaralarını bile hatırlamıyorlardı” 
Bunları okuduğum da, bir ay önce gazetemiz Gölcük Doğa Türk’teki köşe yazımda yazdığım yazım aklıma geldi. Bu konuyla direk bağlantılı olduğu için bu yazımı biraz kısaltarak, bir kez daha paylaşmak istedim.
PROFESÖRLERİ HİPNOZLA MI DOLANDIRDILAR!
Önce dolandırıcılardan başlayalım. Öncelikle bu kişilerin sıradan dolandırıcılar olmadıklarını görüyoruz. Profesyonelce ve ekip halinde çalışıyorlar. Önce dolandırılacak kişileri tespit edip, bu kişiler hakkında geniş bir bilgi araştırması yaptıkları muhtemel. Ne kadar paraları olduğunu, -belki banka hesaplarını da sorguluyor olabilirler- yakın ve önemli dostlarını öğreniyor, en önemlisi de dolandıracakları kişilerin toplum önünde itibarlı kişiler olmalarına dikkat ediyor olmalılar ki; genelde akademisyenleri seçmeleri de bu zihniyetlerini ortaya koyuyor.
Sırada dolandırılacak kişilerin seçimi var. Görsel ve yazılı basının haber aktarımından da anlaşılacağı üzere, genelde profesörleri tercih ettikleri görülüyor. Peki, neden profesörler? Çünkü bu insanların ömrü bilgi, eğitim ve bilimsel araştırmalarla geçmiş. Günlerinin büyük bir kısmını okul ve öğrencileri ile seminerler ve konferanslar arasında geçirdiklerini düşünecek olursak; bu insanların tv.izlemeye ve gazete okumaya vakitleri bile olmadığı düşünülebilir. Bununla beraber toplumda tanınmış ve güvenilir insanlar olarak tanındıklarından biraz saflık tarafları olabilir. (Bu saflık; diğer insanları da kendileri gibi gördüklerinden olabilir) Ayrıca dolandırıcıların, akademisyenleri birikmiş paraya sahip olabilecek potansiyel kişiler olarak görmeleri de ayrı bir tercih sebebi olabilir.
Şimdi…Un var, şeker de var; geriye, iş helva yapmaya kalıyor gibi bir durum çıkıyor ortaya. Yani profesyonel çalışan dolandırıcılar ve onların kandırıp, paralarını kolayca alabileceklerini düşündükleri -hedef kitlelerinin en üst basamağındaki- akademisyenlerde tespit edildikten sonra, geriye dolandırıcıların kullanacakları teknikler kalıyor.
Dolandırıcıların ilk kullandıkları teknik, Türk insanının zafiyetinden yararlanmak üzere kurulu görülüyor. Biz Türk insanı genel olarak suç işlemekten, karakola gitmekten ve mahkemede hakim karşısına çıkmaktan korkan bir yapıya sahibiz. Dolandırıcılarda bu hassasiyetimizi kullanıp kendilerinin savcı, hakim ya da polis olduklarını söyleyerek, terör örgütü bağlantısından bahsetmeleri, suç örgütünün takibinde olduklarını; sonrasında yine en hassas yerden, önceden öğrendikleri ya da tahmin ettikleri birikmiş paralarının tehlikede olduğunu söylemeleri ve paraların incelendikten sonra merkez bankası kanalıyla tekrar aynı hesaplarına aktarılacağı hissini vermeleri; tüm bunları yaparlarken, telefonda sert bir ses tonu kullanıp, arka fondan telsiz konuşmalarını dinleterek polis oldukları izlenimini güçlendirmeleri, bir de dolandırdıkları kişilerin üst düzey tanıdıklarının ve arkadaşlarının isimlerini de vererek inandırıcılığı iyice güçlendirdikleri görülüyor. Dolandırıcılar tüm bu bilgi ve davranışlarını uygularken; arada bir hakaret ve küfürü de kullanarak kafalarının iyice karışmasına ve mantıklı düşünebilme yetilerinin ortadan kaldırarak, kişiyi tamamen kontrol altına almaya çalışıyorlar. Genelde de bunda başarılı oluyorlar. Nasıl mı? HİPNOZLA!
NLP ve kişisel gelişim uzmanı olarak, partnerim NLP Master M.Yaşar Helvacı ile çeşitli kurum, kuruluş ve okul gibi çeşitli eğitim kurumlarında, eğitim ve seminerler verdiğimiz dönemlerde, bir ara ülkemizin tanınmış NLP ve Hipnoz hocalarından Adil Maviş beyefendinin hipnozla ilgili eğitim ve seminerlerine katılmıştık. Orada, kişilerin hipnoz edilerek nasıl etki ve kontrol altına alındıklarını ve hipnoz edenin nasıl emri altına girdiklerini ve onun istediği her şeyi bir bir nasıl uyguladıklarını gözlemlemiştik. Hipnoz yapabilmenin kendine has bir tekniği olduğunu; bunun için kişinin öncelikle hipnoza karşı koymayacak şekilde kabul etmesi gerektiğini ve  hipnoz edenin, üst üste beşten çok farklı bilgiyi kafalarını karıştıracak şekilde verdiğini; böylece beynin devre dışı kalmasını sağlayarak artık bilinç altıyla hareket ettiklerini ve söylenen her şeyi aynen uyguladıklarını dikkatlice gözlemlemiştik. Bu duruma beynin dumura uğraması da deniliyor.  
Hatırlayacaksınız bundan birkaç ay önce de tıp profesörü Canan Karatay’ın da bu tip dolandırıcıların tuzağına düştüğünü biliyoruz. Yine hatırlayacaksınız, dolandırıldıktan sonra ne demişti televizyonlarda Canan hoca: “Bu insanlara nasıl inandım, nasıl kandım anlayamadım. Ne kadar safmışım “ gibi sözlerle düştüğü çaresizliği açıklamaya çalışmıştı. Buna benzer açıklamayı, en son dolandırılan Ceza Hukukçusu Prof.Dr. Erdener Yurtcan’da yapmıştı.
Kendilerini savcı, hakim, polis olarak tanıtıp insanları dolandıran şebekenin son kurbanı Ceza Hukukçusu Prof.Dr. Erdener Yurtcan oldu. Telefonla Yurtcan'ı arayan bir kişi, büyük bir operasyon yürüttüklerini banka hesaplarına terör örgütü tarafından girildiğini söyleyerek ünlü profesörü tuzağa düşürdü. Anadolu Adliyesi Başsavcısı Fehmi Tosun'un da durumdan haberi olduğunu belirten şüpheli, bankadaki parasını çekerek kendilerine vermelerini, operasyonun bitmesinin ardından Merkez Bankası hesabından geri ödeneceğini söyleyerek, ünlü hukukçuyu çeşitli aralıklarla yaklaşık 6 milyon lira dolandırdı. 
İlhan Akbulut
NLP ve kişisel gelişim uzmanı

 

Kocaeli Haber Dünyası, Kocaeli Gazetesi, Kocaeli Haberleri Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları

İZMİT KÖRFEZİNE 6000 CAN KATILDI!23 Kasım 2017 Saat: 13:21
Konumuza gelirsek; bu kalabalığın nedeni az sonra körfeze bırakılacak olan altı bin adet levrek ve kalkan yavrusunun deniz suyuyla buluşmasına tanıklık etmekti. Çok sayıda vatandaş ile bizlerde bu şölenin içerisinde yer bulduk.
Ruhumuz arkamızda kalır mı?21 Ekim 2016 Saat: 07:22
Bir grup Avrupalı antropolog İnka medeniyetini araştırmak üzere, güney Amerika batı kıyısı And dağları bölgesine gider.
17 AĞUSTOS'TAN, 17.YILA...17 Ağustos 2016 Saat: 12:12
16 Ağustos 1999 günü, görev yaptığım birliğin nöbetçi astsubayı olarak görevimin başındaydım.
GÖLCÜK; DONANMA, ESNAF26 Temmuz 2016 Saat: 15:47
Yerel yönetim bu konuya hassasiyet gösterip, halkımızla ordumuzu karşı karşıya gelmekten korudu.
Şu WhatsApp Denilen Şey!22 Haziran 2016 Saat: 01:44
Günümüzde teknoloji o kadar hızlı gelişiyor ki, iletişim teknolojisinin de buna ayak uydurması kaçınılmaz oluyor tabi. Bilinen sosyal paylaşım sitelerine WhatsApp iletişim ağı da eklenince bence müthiş bir haberleşme dönemine girilmiş
Tüm Yazıları