gölcük evdekal
Halil Akçakaya
Halil Akçakaya

Yaşama Sorumluluğu

İnsan.. Homo sapiens sapiens. 8 milyon tür içerisinde yalnızca biri.. Düşünen ve düşünceleri üzerine düşünen insan.. O kadar tür içerisinde ve kendi türünden neredeyse 7,8 milyarı içerisinde.

18 Mayıs 2020 Saat: 01:26

 

 

-YAŞAMA SORUMLULUĞU-

İnsan.. Homo sapiens sapiens. 8 milyon tür içerisinde yalnızca biri.. Düşünen ve düşünceleri üzerine düşünen insan.. O kadar tür içerisinde ve kendi türünden neredeyse 7,8 milyarı içerisinde. Sadece bu yıl wordometers verilerine göre Dünya da şu ana kadar 42 milyona yakın insan doğdu ve 17,5 milyon insan hayata veda etti. Biz yokkende baharlar geliyor, çiçekler açıyor ve hayvanlar otluyordu. Bizden sonra da devam edecek.. Peki hızlıca akıp giden bu hayatta nedir insanın “Yaşama sorumluluğu”.. Neden yaşayacaktır? Yaşarken ne yapacaktır? Gelin öncelikle yaşama sorumluluğu hakkında insanların düşüncelerini şekillendiren 4 temel faktörden bahsedelim.. 1.Tarihsel faktör : Dönem olarak hangi tarihlerde yaşadığınız; hem hayatınızı hem de “yaşama sorumluluğu” hakkındaki düşüncelerinizi derinden etkileyecektir. Milattan önce mi yaşadınız, Muhammed peygamber zamanında mı yaşadınız, Emeviler-Abbasiler döneminde mi yaşadınız, Bizans dönemimi, 1500-1600 lerin Avrupa’sında baskıcı kilise ortamımı, Osmanlı mı, Dünya savaşları zamanı mı, günümüz Dünyası Türkiye’si mi olduğu hayatınızda önemli ölçüde belirleyicidir. Çünkü içinde bulunulan koşullar değişir. Bu düşüncelerinizi eylemlerinizi etkiler ve şu an ki siz olmamanıza sebebiyet verebilir. 2.Sosyolojik faktör : Yaşadığınız zaman diliminin önemli bir etkisi olduğu gibi; içinde bulunulan toplumun da düşüncelerin şekillenmesinde ki payı yadsınamaz. İnançlı bir ailede mi doğduğunuz, ailenizin siyasi görüşleri, misafirliğe gelip gittiğiniz insanların fikirleri, o bölgede gidebildiğiniz okul, o toplumun finansal durumu gibi etkenler hayatınıza önemli ölçüde etki edecektir. Olduğunuz şehirde değilde varoş bir semtte olsaydınız ya da aksine daha zengince bir aileye toplumda denk gelseydiniz yine hayatınız ve düşünceleriniz bambaşka olabilirdi.. Afrika’da iç savaş olan bir ülkede doğduğunuzu bir düşünün ya da çevrenizdeki neredeyse herkesin uyuşturucu kullandığı ve bir suç makinesi olduğu ortamda büyüdüğünüzü.. Birlikte olunan sosyolojik toplumun yapısı, arkadaşlar belirleyicidir. Bulunulan toplumda, ailenizde okunan kitapların içeriği bile tahminlerinizin çok ötesinde hayatınızda/düşüncelerinizde belirleyici olur. 3.Biyolojik faktör : Ailenizden aldığınız genler; görünüşünüz ve cinsiyetinizden tutun da zeka seviyenize kadar etki etmektedir. Doğduğunuz bina da değil de sadece yan veya karşı apartmanda doğmuş olsaydınız; görünüşünüz, zekanız hatta belki de cinsiyetini değişecekti. Çünkü DNA’nız başka bir anne babanın üreme hücrelerinden oluşacaktı. Bir insanın cinsiyeti, çekicilik düzeyi yine hayatını düşüncelerini etkileyen temel bir faktör olabilmektedir. Aldığı genetik miras kişinin sınırlılıklarını ve yatkınlarını belirler. Biyolojik olarak kendimizi içinde bulduğumuz ailenin; zihinsel seviyesi, davranış-tutumları, stres seviyeleri hayatımızda belirleyici rol oynar.. 4.Kendim-Ben : Hayatı ve düşünme şeklini etkileyen ilk 3 faktörün ardından 4. faktörden bahseden Ali Şeriati en amansızının bu madde olduğunu söyler. Çünkü bu diğerleri gibi dışarıda değil insanın kendi içindedir. Kendi içinizdeki bir hapishane ve kurtulunması oldukça zordur. İçimizde hem “böyle yaparsam millet ne der, başaramam kabiliyetim/zekam yetmez” gibi tutuklayıcılar hem de neyi elde edersek edelim tatmin olmayıp hep daha fazlasını/daha farklısını isteyen yönler bulunmaktadır. Bunlar da hayatımızı, yaşama sorumluluğu hakkındaki düşüncelerimizi derinden etkiler. İçimizdeki bu engelleyici yönlerden kurtulmak; hem daha üst yüce bir amaca bağlanmayla, hem de kendimizi aşan bir sorumluluk almakla mümkündür. Bu 4 temel faktör istisnasız yaşayan her insanın hayat macerasını şekillendirir. Kimseye sizin gibi değil, sizin gibi düşünmüyor diye hiddetlenmemek gerekir. Siz onun şartlarında olsaydınız belki de daha kötüsü olurdunuz bunu bilemezsiniz.. Sabırla anlatmak, dinlemek, paylaşmak, halleşmek gerekir ki sizin şekillendiricilerinizle onunkiler iç içe geçebilsin.. Birbiriyle etkileşim kurabilsin.. Hem sizin daha iyi daha doğru olduğunuz ne malum öyle değil mi? Her konu da en iyiyi en doğruyu biz biliyor olamayız ya.. İnsanın; öncelikle bu “şekillendiricilerin” farkına varması ve dümeni bir nebze olsun eline almaya gayret etmek gerekir. Eğer gayret etmezse; bu “şekillendiricilerin” etkisinde hayatını bir kültür robotu olarak sürdürür ve yaşam macerasını sonlandırır. Oysa ki insan “akıl ve zihin” donanımıyla diğer canlılara göre çok daha üst düzeyde silahlandırılmıştır. Bu donanım sadece bedenin alt kısmı ile oradan oraya taşınmak için değil, yaşama sorumluluğunu almak için de vardır. Yaşama sorumluluğu bir zorunluluk değildir. Zorunluluk varsa orada zaten gönüllülükten ve seçim hakkından söz edilemez. Sorumluluk kişinin kendi akletmesiyle, düşünce olgunluğuna ulaşmasıyla alınabilir. Kimileri bunu çok erken yaşta alır, kimileri ise biyolojik olarak çok yaşlansa da hiç bir zaman almak istemez, düşünmez. Hayat; bazen tat alsak bazen almasak da, acı çeksek de devam etmek zorunda olduğumuz bir yolculuktur. Her ne olursa olsun yine de devam etmek isteriz, mutluluğu pozitif hisleri ararız. Bu yolculuğun ne zaman sonlanacağı ise belirsizdir. Belki bugün belki de 50 yıl sonra.. Bir YouTube kanalında güzel bir örnek dinlemiştim yaşam serüveni ile ilgili onu aktarmak istiyorum. Benzetme şu şekilde.. Son model oldukça lüks bir arabadasın. Gençsin sağlıklısın. Benzinin sınırsız ve istediğin yere gidebilir, gezebilir sürat yapabilirsin. Ancak birden farkediyorsun ki yanında biri oturuyor ve başına silah dayamış şekilde bekliyor. Tetiği ne zaman çekeceğini ise söylemiyor. Sen devam et sür diyor. Belki birazdan belki de yıllar sonra. Peki başına silah dayalıyken bu yolculuktan ne kadar keyif alabilirsin? Nasıl keyifle dilediğince sürüp dolaşabilirsin? Mümkün mü? Evet bu yalnız 2 şekilde mümkün.. 1.Ya kendini sürekli uyuşturacaksın. Alkol, eroin, kokain gibi uyuşturucularla ya da alışveriş avm kültürü sürekli gezmek tüketmek gibi dizi maç izlemek gibi faaliyetlerle.. 2.Ya da kendini aşan bir sorumluluk alınarak.. Üst ulvi, yüce bir amaca bağlanarak bu mümkün.. Sadece kendi yararına değil, tüm insanlık ve canlılık ailesinin yararına çalışarak, fayda üreterek.. Vermenin almak olduğunun farkına bilincine vararak.. Tabii en mühim nokta; bulduğunuz amacın/anlamın size de üstleneceğiniz etkin bir rol vermesi.. İlk seçenek tercih edilmesi elbette pek mantıklı olmayan bir seçenek. Ancak çoğu insan bu seçeneği tercih ediyor. Ta ki yetişkinlik dönemine geldiğinde artık ne kadar zamanı geride bıraktığını değil de, geriye ne kadar zamanı kaldığını saymaya başlayana dek. Belli bir yaşa kadar insan ölüm yok ve sonsuz uzaktaymış gibi yaşıyor, unutmak için ilk seçeneği kullanıyor. İnsan bir zaman tüketicisi. Farkına varmazsak vakit akıp gidiyor ama ömür tükendiğinde geriye anlamlı hiç bir şey kalmıyor. 2. seçenek ise çok daha mantıklı görünüyor. Böyle bir anlam/amaç oluşturabilirsek eğer başımıza silah dayalı olsa dahi her yaşadığımız anı kar sayabiliriz. Her yaşadığımız günü ve yaptıklarımızı kar biliriz. Tetik çekilse bile zararı yok. Zaten her ne yapıyorsam onu yapmaya devam edecektim. Geçmişte onu yapıyordum bugün ve yarın devam edecektim.. Karşılığını da hem olumlu his ve duygularla bu Dünya’da alıyordum. Hem de ‘sonuçsuz kalsa bile’ her çabanın karşılığını verecek Allah’tan alacağım.. Bu örnek ve açıklamaların ardından; peki insanın yaşama sorumluluğunun kapsamına neler girer? Şimdi bu konuyu kısaca ele almaya çalışacağım.. 1.Sıratı Mustakimi, Dinül Kayyimeyi tespit etmek. Yani dosdoğru yolu, doğru hakiki dini anlama tespit etme çabası.. Üniversite bitirebilmek ve iş sahibi olabilmek için yıllarımızı harcıyoruz. Ama hakikatin ne olduğu bizi o kadar ilgilendirmiyor. Yeteri kadar mesai harcamıyoruz. “7. Koğuştaki Mucize” filminde hapishane koğuşunda şöyle bir replik vardı. Bir adam diğerine “Hani sen bu dünyada rahat etmeyenler, ahirette rahat edeceklermiş diyordun” diyor. Sonrasında cevap veren kişi “ama o kitabi bilgi değildi” diyor. Daha sonra başka bir muhabbetlerinde “Valla ben annemin müslümanlığına hiç bir kitapta rastlamadım” diyor. İnsanı tebessüm ettiren bir muhabbet. Neyin doğru olduğunu anlamak için sanırım baya bir mesai gerekiyor. İnceleme, karşıt görüşleri tetkik etme ve akla en yatkın gelen seçeneği seçme.. Bana göre faydalı iş ve eylemler ile ibadetleri bütünleştirmek çok önemli. Ve tabii iyiliği emredip kötülükten sakındırmak.. Tüm yapılan faydalı eylem ve davranışlar güzel bir yemekse, ibadetler de onun tuzu baharatı olacaktır. Bir bütün halinde bunlar leziz bir yemeğe dönüşecektir. Birlikte anlamlıdır. 2.Doğayı, kainatı, olaylar ve insan kitabını anlama gayreti insanın önemli bir yaşama sorumluluğudur. Örneğin bir çarpışma sonucu Dünya’da meydana gelen eksen eğikliği mevsimlerin oluşmasına sebep olmuştur. Dünya’nın farklı noktalarında hem sıcaklıklar hem mevsimler sürekli değişim halinde olduğu için canlılar sıcak iklimlere göç etmekte bu göç esnasında da toprağı tohumlamaktadırlar. Dünya da yaşamın devamlılığı için bir çok koruyucu kalkan olduğu gibi, insanın içinde de yine muhteşem sistemler hayatını sürdürmesine olanak sağlamaktadır. İnsan öldüğünde ise vücudundaki maddeler madde döngüsüne tekrar katılmaktadır. Nasıl hayatta kaldığının ve var olduğu sistemin farkına varmak belki de yalnız insanın yapabileceği ve anlaması gereken bir yaşama sorumluluğudur. En ufak bir hediyeye teşekkür eden bizler acaba iç vücudumuz, koruyucu derimiz ve Dünyanın koruyucu kalkanları için teşekkür etmeli miyiz? İnsan sadece biyolojik yönü olan bir canlı olmadığı için psikolojik ve sosyolojik yönlerini anlama çabası da yine bir sorumluluğudur. 3.Uygun bir aile kurmak ve gelecek nesiller için faydalı evlatlar yetiştirmek. Kur’an da İbrahim peygamberin gelecek nesiller ile ilgili düşüncesi ve endişesi yer almaktadır. Acaba gelecek nesillere iyiler mi varis olacaktır kötüler mi? Bu da hayatımız boyunca, zamanı geldiğinde üstlenmemiz gereken önemli bir yaşama sorumluluğudur. 4.Yaptığımız işi en uygun, en başarılı şekilde yapma gayreti göstermek. Mümin Sekman’ın ifadesiyle “Yapılan işin kalitesi; alınan paranın karşılığı değil, insanın karakterinin bir yansımasıdır.” Her ne yapıyorsak yapalım öğretmenlik, öğrencilik, gazetecilik, doktorluk, mühendislik en iyi şekilde yapmalı.. Kimseler görmese bile “isimsiz kahraman” olmalı. Çünkü bu insanın karakterinin bir yansımasıdır. Tarih adı belki de hiç duyulmamış olan, nice büyük mucidi etkileyen isimsiz kahramanlarla doludur. İnsanlar duymasa bilmese dahi, Allah en ufak çabanın zerre kadar dahi olsa karşılığını vereceğini bildirmektedir. Yaptığı faydalı eylemler sonucunda güzel his ve duygularla karşılığını alan insanın Allah’tan da ekstra bir karşılık görmesi ne kadar güzeldir. Bu belki de Allah’ın ekstra motivasyon yöntemidir kim bilir.. Kısacası işlerimizi yapış şeklimiz de yaşama sorumluluğumuzun bir parçasıdır. 5.Bilgilerimizi paylaşmak ve maddi paylaşım. İnsanlarla bilgimizi, ulaştığımız sonuçları paylaşmak önemli bir yaşama sorumluluğudur. Ki başka insanların hayatında olumlu anlamda belki de önemli farklar yaratabilir. Onlardan da diğer başka insanlara ulaşır. Kendini ışıtan çevresini de ışıtır. Yine kazancımızın belli bir miktarını; hem kendi cimriliğimizi yenebilmek adına, hem de başka insanların umursanması/ihtiyaçlarının giderilmesi adına önemli bir yaşama sorumluluğu olarak yerine getirmek gerekir.. 6.Duygu ve dürtülerimizi denetleyebilmek. Duygu ve dürtülerimizin kölesi değil efendisi olmak; önemli bir yaşama sorumluluğudur. Duygular yaşanmalıdır, dürtüler gereklidir ki insanın evrimsel tekamül sürecinde var olagelmiştir. Ancak belli sınırlar dahilinde ve ipler bizim elimizde olarak.. Bir çok insan bizi insan yapan ön alın lobu pre-frontal korteksi yeterince kullanmadığı için başına nice işler açmakta hayat boyu zorluklar yaşamaktadır. 7.Merak ve hayreti kaybetmemek. Yine duygularımızdan olan bu iki önemli olguya ayrı bir parantez açmak gerekir. Doğuştan yanında getirdiği donanım gereği insan bebekken çok meraklı ve hayret içerisinde bir varlıktır. “Aaa bu nasıl, vay bee o öyle mi?” gibi sorular sorarken zamanla aile, toplum, eğitim sistemi gibi faktörlerle sormaz hala dönüşmektedir. Önemli olan bu özelliklerimizi kaybetmemektir. Bu bir yaşama sorumluluğudur ve insana enerji katar, yine hem ışıtır hem de çevresine ışık kaynağı olmasını sağlar. İnsanın merak ettiği, hayret ettiği şeylerden çevresindeki nice insan faydalanır. 8.Zamanı iyi değerlendirme sorumluluğu. Bu da yine çok önemli bir yaşama sorumluluğudur. Uzak gelen zamanlar yakın olur zaman hızla akıp gider. Kozmik milyarlarca yıllık ölçekte bir insan ömrü nedir ki? Bir düşünür der ki; insan ölecek değildir, zaten ölmektedir. Kıyamet kopacak değildir, zaten kopmaktadır. Dün ölmüştür, önceki yıllar ölmüştür. Dün ölecek ki bugüne ulaşabilelim. Hayatta her nefes doğumdan itibaren hem yaşam için, hem ölüm için alınır. Ölüm gelecekte yaşanacak değil, zaten şu anda gerçekleşmekte olan bir olaydır. Zamanı kullanma biçimimiz, ne uğruna tükettiğimiz yine yaşanacak hayatın verimliliğini belirleyen önemli bir husustur. Bu 8 madde elbette daha da çoğaltılabilir. Olabildiğince özetlemeye gayret ettim. Bazı psikolog ve psikiyatrlar; insan anlamı arayan bir varlık değil, anlamı bulduğuna inanan bir varlıktır der. Evet insanın anlam yükleme özelliği olduğu doğrudur. Ancak ben insanın var olmayan bir anlamı bulduğuna ve ürettiğine inanmıyorum. Yaşamda bir gayenin olup olmadığı hususu çok çeşitli okumalar araştırmalar sonucunda akıl yürütülerek ulaşılabilecek bir sonuçtur. İnsanı açlık, hüzün, üzüntü ve dertler değil; anlamsızlık öldürür. Şurası kesin ki yaşamak için bir anlam bulmak ve sorumluluk almak; bulmamaya aramamaya göre çok daha akıllıca ve mantıklıdır. İnsana hayat enerjisi verir. Mutluluk düzeyini arttırır ve amaca-dönük olmasını sağlar. Anlamı aramak, bulmak ve yaşama sorumluluğunu üstlenmek; kesinlikle insanın avantajınadır hatta tüm canlılığın yararınadır.. Sevgi ve saygılarımla.. Halil AKÇAKAYA

YORUMLAR

Bu Yazıya Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Kocaeli Gazetesi, Kocaeli Güncel ve Son Dakika Haberleri Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları

DÜŞÜNMEYE ÖVGÜ9 Nisan 2020 Saat: 09:38
Bir Hint hikayesi.. Bir adam evine su ulaşmadığı için; her gün uzakça bir gölete gider, ihtiyacı olan 2 kova suyu alır evine dönermiş.
Hangi çiçek diğerini ‘sarı açtı’ diye ayıplar?5 Nisan 2020 Saat: 10:05
1960’lı yılların sonunda insan hakları savunucusu ve aktivist Martin Luther King bir suikast sonucu maalesef hayatını kaybetmişti.
“ÇOCUK ERKİL” ve “AŞIRI KORUYUCU” AİLELER31 Mart 2020 Saat: 07:44
Ataerkil aile, baba egemen aile, anne baskın aile derken günümüzde türeyen yeni bir aile modeli “Çocuk erkil aileler” oldu..
Tabiat Ve Muhteşem Denge7 Mart 2020 Saat: 00:37
Ülkemiz adına gerçekten çok üzücü ve canımızın yandığı, derinden sarsıldığımız günler geçiriyoruz. Tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet, geride kalan yakınlarına da başsağlığı ve sabırlar dileyerek yazıma başlıyorum.
HAYATTA HEP ÖĞRENCİ KAL!24 Şubat 2020 Saat: 20:52
Günümüzde insan kendini iyi hissetme ihtiyacını bu tür meşgalelerle gideriyor. Sosyal ilişkilerle, doğayla buluşmayla gelen öze dönüş ve kendini tamir/onarımın yerini, bu tür uğraşlar aldı.
Tüm Yazıları
Yukarı ↑