sol yan -HALIC TERCUME
TOYOTA SAĞ TARAF
Halil Akçakaya
Halil Akçakaya

YETİŞKİN EĞİTİMİ NEDEN ÖNEMLİDİR?

Kendimiz ile, toplum ile ve tabiat ile olan irtibatımız ilişkimiz kesintisiz olarak devam etmesine rağmen; neden insan gelişimini durdurur?

13 Eylül 2020 Saat: 00:30
YETİŞKİN EĞİTİMİ NEDEN ÖNEMLİDİR? 
 
Kendimiz ile, toplum ile ve tabiat ile olan irtibatımız ilişkimiz kesintisiz olarak devam etmesine rağmen; neden insan gelişimini durdurur? Peki insanın bu yaptığının zararı sadece kendisine mi dokunur? Cevap elbette hayır.. Üniversite sonrasında formal eğitimin sona ermesiyle birlikte çoğu insan gelişimini durduruyor. Artık karşısına hasbelkader gelen yazı ve videolar dışında gelişimi ya yavaşlıyor ya da tamamıyla son buluyor. Bu durumun kişinin kendisine zararı olduğu gibi ailesine-çevresine de zararı büyük oluyor.
 
********
 
Kişi artık değerlerine göre değil ‘diğerlerine’ göre hareket etmeye başlıyor. İstisnasız neredeyse her gün arabasına yakıt alan, midesine besin gönderen insan; beynini bilgiden mahrum bırakmaya başlıyor. Sonrasında beyin yeni duruma yavaş yavaş adapte oluyor ve bu durum artık ‘Yeni Normal’ halini alıyor. Çevresine şöyle bir baktığında, gördüğü çoğu kişi de benzer durum vuku bulduğu için kişiye bu durum gayet normal ve olması gerekenmiş gibi görünüyor. Gelişim belki tek yönlüdür ve hep ileriye doğru olabilir. Ancak değişim çift yönlüdür. Değişim yön olarak ileri ve olumlu olmazsa maalesef olumsuz ve geri yönde oluyor. Suyun akıp giderken temiz, durgun halde kalırsa kirlenmesi misali.. Kişi yeni normalinde zamanla zihinsel olarak gerilemeye başlıyor. Günü geçiriş şekliniz, hobileriniz, neyi gündeminizde tuttuğunuz ‘Yeni Normal’e göre belirlenmeye başlıyor. Sırada alışkanlık haline dönüşme var..
 
*********
 
Amos Parrish ‘Alışkanlıklar, anahtarı kaybolmuş bir kelepçedir.’ der. Bebeklikten itibaren kalınlaşan ya da budanan beyindeki sinir bağlantıları; eylemlerinize, öğrendiğiniz bilgilere ve alışkanlıklarınıza göre şekillenir. Zamanla beyninizdeki sinir yolakları budanır yok olur veya bir takım işleri-eylemleri iyi yapmak için kalınlaşır. Haddinden fazla enerji kullanan beynin enerji verimliliği için evrimsel olarak böyle olması gerekmiştir. Özellikle sürekli olarak yapageldiğiniz konularda bir kalınlaşma, belli düşünce kalıpları zihninizde canlandığında belli başlı eylemlere yönlenmeniz söz konusudur.. Örnek verelim bir kişi diyelim ki kitap okumaktan, yeni bilgiler öğrenmekten hoşlanıyorsa beyni bu duruma bir süre sonra adapte olur ve boş kaldığında-canı sıkıldığında aklına hemen yeni bilgiler öğrenmek, okumak, eğitici videolar izlemek gelir. Farklı bir başka örneğimizde ise diyelim ki kişi canı sıkıldığında-kendini boşlukta hissettiğinde iddia bahis oynuyor, soluğu ganyan bayiinde alıyorsa akşamları arkadaşlarıyla şöyle bir buluşup ‘iki tek’ atalım diyorsa bir süre sonra aklına elbette boş kaldıkça sürekli bu düşünceler gelecektir. Hep bir daha ki sefer vardır. Bu eylemleri yaptıkça bir sonraki sefer aklına ne gelecek dersiniz? Hem beynimizin işleyişi, hem de hayatımızın ilerleyiş doğrultusu bu şekildedir. Alışkanlıklar bir süre sonra sizi kelepçeler, değiştirmek de oldukça güçtür. Dönüşüm; kişinin ciddi anlamda kendisiyle mücadele etmesini gerektirebilir. Vaz geçilmek istenilen düşünce ve davranışın yerine başka bir alternatif konulmalı ve kişi bu yerine konulan durumdan haz almalıdır. İnsan bir yönüyle haz perest hedonist bir canlıdır. Haz peşinde koşarız çünkü nöro kimyamız böyle şekillenmiştir. Karnı doysa, her şey yolunda gitse bile insanın canı sıkılır kortizol gibi stres hormonları salgılanıp zihinsel stres üretebilir. Salgılanıp beyinde uygun reseptörlere bağlanan kimyasallardan ibaret olan dopamin, seratonin veya endorfin gibi hormonların varlığı o an kişiyi tatmin ve mutlu eder. Kişi zamanla bu hormonların salgılandığı durumları bilinçli olarak farkında olmasa da zihnine kodlar ve bu eylemleri arar haline gelir. Alışkanlıklar işte böyle vücut bulur. Zamanla kişinin karakterine yapışır. Küçük yaştaki çocuklara çoğu zaman kızarız, şöyle yapma böyle yap! deriz. Sanki kendimiz çok mükemmelmişiz gibi, her şeyi doğru yapıyormuşuz gibi.. Büyükler için alışkanlıkları değiştirmek nasıl zorsa küçükler için bu daha da zordur. Çünkü kişinin karar mekanizmalarından-dürtü kontrolünden sorumlu beynin alın bölgemizdeki ön lobu Pre-frontal korteks henüz gelişimini tam anlamıyla tamamlamamıştır. Onlara kızmak yerine, kendimiz üzerinde çalışmak takdir edersiniz ki muhtemelen daha yerinde olur.
 
********
 
İnsan evrimsel gelişim sürecinde diğer canlılardan farklı olarak “izle-öğren-taklit et-kullan-öğret-geliştir-uyum sağla-uyum sağlayamıyorsan değiştir gibi daha teferruatlı ek bir stratejiyle donatılmıştır. İşte tam olarak bundandır ki yetişkinlerin ne yaptığı çok önemlidir. Yetişkinler ister anne-baba olsunlar ister öğretmen veya küçük bir çocuğun amcası-teyzesi fark etmez, sürekli izlenmektedirler. Hayatı algılayış ve yaşayış şekilleri küçükler tarafından öğrenilmekte, taklit edilmektedir. Bu sebeple yetişkinler gelecek kuşaklar üzerinde çok büyük bir paya sahibidir. Hiç kimse bebeklikten kötü değildir. İnsan içerisinde 2 potansiyeli de barındıran bir canlı ve hangisi beslenirse o yönü giderek kuvvetlenmektedir. Duygular gibi alışkanlıklar da bulaşıcıdır. Bunu hemen hemen herkes ya birilerini etkileyerek ya da birilerinden etkilenerek deneyimlemiştir. Alışkanlıklarımız hem ailemizdeki hem de çevremizdeki bireylere bulaşır. Bu konu da kanaatimce hepimizin bir sorumluluğu olduğu unutulmamalıdır.
 
*********
 
Kişi yaşam içinde yaptıkları ve yapmadıklarıyla, davranış ve zamanı tüketiş şekliyle kendisine dair bir ‘Benlik Algısı’ oluşturur. Kendisi ile barışık olmasını, kendisine verdiği değeri bu kendine dair oluşturduğu benlik algısı belirler. Kendimize dair benlik algımız hayat kalitesi ve tatmininde oldukça belirleyicidir. Ayrıca diyelim mi kişinin bir çocuğu oldu. Çocuklar da kendilerine ebeveynlerinin üzerinden değer atfederler. Ebeveyn kendine değer veren, evladına değer verip özen gösteren biriyse çocuğun gelişimi istendik yönde olumlu olacaktır. Bitkilere baktığımızda ebeveyninin gölgesindeki ağacın büyüyemediğini görürüz. Çünkü yeterli ışık alamaz. Bilinçli bir ebeveyn olması gerektiği gibi bir denge tutturmaya çalışır. Gelecek nesiller dünyanın tohumudur. O sebeple konunun büyük bölümünde çocuklar-yetişkinler arasındaki bağlantıyı kurmayı uygun buluyorum.
 
*********
 
Yukarıdaki paragraflar, yetişkinlerin sorumluluğunun en önemli boyutuna işaret ediyordu. Diğer bir boyut; yetişkin bireyin örgün eğitim hayatı sona erse bile eşiyle, iş arkadaşlarıyla, mahalle de komşularıyla iletişimi, doğayla etkileşimi bitmiyor. Aksine hayat boyunca devam ediyor. Bu saydıklarımla sağlıklı bir etkileşim ancak eğitim ile mümkün.
 
*********
 
İnsan bir tohumsa; ekildiği toprak onun genetiği-ailesi-yakın çevresi ve ulaşıp faydalanabildiği imkanlardır. Tohumun filizlenip filizlenmeyeceği konusunda iklim önemli bir rol oynar. İklim hayatımızdaki makro etkileyici-şekillendiricilerdir. Popüler hakim kültür bu örnekte iklim olarak düşünülebilir. İnsanlar bugün popüler kültürü adeta bir ‘din’ gibi yaşıyorlar. Kurallarına istisnasız uymaya gayret ediyorlar. Tükettikçe mutlu olduğunu sanıyor, hafta sonu Avm’ye gitme, akşam dizi ve maçları takip etme görevini yerine getiriyorlar. Benlikleri üzerinden değil de bedenleri üzerinden kendilerine değer atfediyorlar. İşte bu fiziki değil de zihni prangalardan kurtulabilmek de yine yetişkin eğitiminin ana konularından biri olmalıdır..
 
********
 
Alanı, bölümü, çalıştığı sektör her ne olursa olsun yetişkinlere *İnsan nasıl insan oldu? Evrimsel geçmişi nedir? Dünyadaki kaç milyon türden biridir, tabiat, evren ve doğa da sistemler nasıl işlemektedir? Besin zincirleri, besin ağları canlıların birbirleriyle olan etkileşimleri anlatılmalıdır ki insan haddini bilsin. ‘Her şey benim için’ demekten vazgeçsin.
 
********
 
Din ve inanç kültürümüzde hayatın önemli bir alanını temsil ediyor, davranışlarımızda belirleyici rol oynayabiliyor. Yetişkinlerin bu konudaki eğitimi de büyük önem teşkil ediyor. İnanç konusunda geniş perspektiften bakabilen, çok yönlü olarak olaylara hakim şekilde konuları değerlendirebilen düşünürlere reyting kaygısından vazgeçilerek daha fazla yer açılmalıdır ki; insanlar birilerine kul köle olup kurban olmasın. Hayatları mahvolmasın..
 
********
 
Sosyal iletişimin ve kişinin kendi iç dünyasını-psikolojisini tanıyarak kontrolü elinde tutabilmesinin yaşam kalitesindeki belirleyiciliği tartışılamaz. Nice insan var ki sıcak bir gülümsemeden, selamlaşmaktan hem kendisini hem de karşı tarafı mahrum bırakan.. Kendisine yaşanamaz konfor alanları inşa eden.. Konforun insanı nasıl öldürdüğünü, nasıl çürüttüğünü kavrayamayan.. İşte tam da bu sebeplerle yetişkin eğitiminin bir boyutu da bu olmalı..
 
*********
 
Bir araştırmaya göre orta çağ da elde edilen tüm bilgiye bugün sadece 1 yılda ulaşılabiliyor. 1960’lı yıllarda 1 ay da ulaşılabilen bilgiye bugün 12 yaşındaki bir çocuk 1 günde ulaşabiliyor. Çocukların yetişkinlerden boyun farkıyla önde gittiği günümüz dünyasında; “Hayat boyu öğrenme ve yetişkin eğitimine” gereken önem verilmezse ve insanlar çok yönlü olarak geliştirilmezse; aslında toplumda çok önemli bir rolü olan yetişkinler acaba nasıl yeni nesillere rehberlik edecek ve yol gösterecekler? Birçok genç zaten hali hazırda şu anda bile yetişkinlerin kendilerini anlamadığını söylüyor..
 
*********
 
Sözün özü.. İnsan kendi yaşamının ve çevresinin ya mimarı ya da katili.. Kendimize yabancılaşmamak, ‘Yetişkin çocuk’ olmamak ve hayatı ‘–mış gibi’ yaşamamak için yetişkinlere çok yönlü eğitim verilmeli. Öğrenmek-gelişmek hiç bitmeyen bir süreç olmalı diyebiliriz. Bir düşünürün sözleriyle bitirelim; “Ölmek; nefes almamak değildir, ölmek öğrenmemektir, değişmemektir, gelişmemektir..”
 
*********

YORUMLAR

Bu Yazıya Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Kocaeli Gazetesi, Kocaeli Güncel ve Son Dakika Haberleri Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları

YENİ PUTPERESTLİĞE BAKIŞ2 Eylül 2020 Saat: 10:01
Kısa bir süre önce hayatta 1 yılımı daha tamamlayıp, yeni yaşıma adım attım. Bayramlar peşi sıra birbirini kovalıyor. Zaman; hızla tükenerek akıp gidiyor.
MASUM DEĞİLİZ!16 Temmuz 2020 Saat: 09:24
İnsan benmerkezciliğinin kökeni nereden geliyor ? Kadim öğretilerin bu konuda bize söyleyeceği bir şeyler var mı? Tehlikenin farkında mıyız? Ne yapmalı? gibi sorulara bu yazıda cevap bulmaya çalışacağız.
ÇEVREMİZ DEĞİŞTİ ORGANİZMA HALA AYNI11 Temmuz 2020 Saat: 12:46
Neden bir çok insan sıklıkla dırdırlanıp şikayet ediyor? Neden dedikodu? Neden günden güne şişmanlıyoruz gibi konuların bu yazıda evrimsel kökenlerini inceleyeceğiz.
YAŞANTI OBURLUĞU MU - ÜZERİNE KAFA YORMAK MI ?29 Haziran 2020 Saat: 08:48
Okumak, düşünmek, yazıp çizmek, insanı alıp götüren şöyle bir doğa yürüyüşüne çıkmak pek üzerine düşünmesek de sanılanın aksine öyle çok da kolay gerçekleştirilen işler değil.
Çünkü insan yarattığı dünyada yine kendisi bir yabancı18 Haziran 2020 Saat: 07:19
İnsan; hayatı imkansızlaştıran koşullar oluşturdu. Ardından ahlaki ve zihinsel olarak hastalandı. Kendisine dair büyük bir cehalet içerisinde yaşıyor. Ben duygularımız ve ne yapabiliriz üzerine konuşacağım..
Tüm Yazıları
Yukarı ↑