SATILIK DÜKKAN
Halil KÜÇÜKPARLAK
Halil KÜÇÜKPARLAK

Sosyal Güvenliğimiz

Sevgili okurlarım, herkes çalıştığı her ayda maaşının belli bir kısmını Sosyal Güvenlik Primi olarak öder.

13 Şubat 2020 Saat: 00:21

Sosyal Güvenliğimiz

Sevgili okurlarım, herkes çalıştığı her ayda maaşının belli bir kısmını Sosyal Güvenlik Primi olarak öder. Çalıştığı, emek verdiği yıllar boyunca her ay öder bu primi. Sosyal Güvenlik Primi’nin içinde bir kısmı sağlık harcamaları içindir. Şimdi çalışanın maaşından ne kadar SGK primi kesilir, ne kadarının sağlık harcamaları için olduğunu yazmama gerek yok. Çünkü hepimiz internette bulabiliriz bu bilgileri.

Evet, senelerce SGK primi ödeyerek emekli olan vatandaş bu primler sayesinde devletten sağlık hizmeti alması gerekiyor, alıyor da… Herhangi bir rahatsızlığımızda hastaneye gidiyoruz. Öyle iddia edildiği gibi çağ atlamış falan olmasa da, randevu alıp Devlet Hastanelerine gidiyoruz. Randevu saatinde muayene olamıyoruz çünkü çok yoğun hasta trafiği var Devlet Hastanelerinde. Ben en son gittiğim hastanede randevu saatim 14.15 olmasına rağmen 16.05’te ancak muayene olabildim. Ama neyse, bugünkü yazımın konusu bu değil, yani sağlıkta çağ atladığımız dönemde Devlet Hastanelerindeki yoğunluk değil.

Bugünkü yazımın konusu medikal cihazlar.  Yukarıda söylediğim gibi randevu saatinizden birkaç saat gecikmeli bile olsa hastanede muayene oluyorsunuz, doktor reçetenizi yazıyor, eczaneden alıyorsunuz ilaçlarınızı. İlaç alırken çalışanlar bir miktar ücret ödüyor, emeklilere devlet bir kolaylık sağlıyor, maaşından kesiliyor.

Mesela; hepimizde olduğu gibi gözler bozuluyor istisnasız hepimiz yakın, yani okuma gözlüğü kullanıyoruz. Göz muayenesinden sonra gittiğimiz optik mağazaları bize gösteriyorlar çeşitleri. “Şunlardan seçerseniz SGK karşılıyor, ödeme yapmanıza gerek yok. Ancak karşıdaki raflardan seçerseniz şu kadar katkı ödemeniz gerekiyor” diyorlar. Emekli vatandaşlar da “Süslüsüne, fiyakalısına gerek yok, devletin karşıladığını ver” deyip alıyor gözlüğünü.

Aynı şekilde yaşlar ilerledikten sonra bildiğiniz gibi kulaklar da yaşlanıyor ve işitme cihazına ihtiyaç duyuluyor. Gidip gerekli işlemleri muayeneleri olduktan sonra doktorunuz işitme cihazı kullanmanız gerektiğine dair rapor verip gerekli onayları yaptırıyorsunuz ve hastanede işiniz bitiyor. Sonra bir medikal mağazasına geliyor sıra. Orada size çok çeşitli cihazlar gösteriyorlar. Kulağın arkasında duran ve bir kablo ile kulağın içine girenden tutun da, çok daha küçük olup kulağın içinde adeta kaybolup kendini hiç belli etmeyene kadar birçok çeşit gösteriyorlar size. Fiyatları 3 bin liradan başlayıp 10 bin liraya kadar çıkıyor. SGK’nın ne kadarını karşıladığını biliyor musunuz? Tamı tamıma 911 lira. Emekli vatandaş, işitme cihazı alacak, 3 bin lirayı cebinden ödeyecek, daha sonra SGK’ya müracaat edecek devletten alacağı 911 lirayı bir ay sonra alacak. “Üç bin lirayı hangi emekli çıkartıp cebinden ödeyebilir?” sorusunun cevabını ben bilmiyorum. Bilen varsa bana da söylesin.

Hadi diyelim “Artık yaşınız 70 olmuş, bazı şeyleri de duyma” diyor devlet onun için işitme cihazının büyük kısmını ödemiyor. Siz de almıyorum o zaman, gereksiz sesleri duymayayım diyebilirsiniz. Ama çok daha ciddi ve önemli bir konu olabilir ki o cihazı almak zorundasınız.

Burada sorayım size sevgili okurlarım. İnsan ne olmazsa yaşayamaz? Beslenme en önemli bildiğiniz gibi. Ama insan iyi beslenmese de yarı aç yarı tok yaşar. İlacını alamasa da acılar içinde bile olsa belki yaşar. Ama ne olmazsa yaşayamaz? Hadi sizi daha fazla sıkmayayım. Tabii ki insan nefes alamazsa yaşayamaz. Akciğerlerinden sorunu olan, mesela halk arasında en çok bilinen KOAH hastaları nefes almakta güçlük çekerler. KOAH’ı artık çok ilerlemişse insanlara doktorlar solunum cihazı veriyor. Cihazı almak zorundasınız. Önce SGK Müdürlüğüne başvurmalısınız. Kurum, raporunuzda belirtilen cihazı kendi stoğundan size verecek. Ancak, genellikle kuruma ait stokta bulunmaz. Siz medikal bayiden cihazı satın alıp, SUT’un ( Sağlık Uygulama Tebliği) gereğince kurumdan geri ödeme alabileceksiniz. SGK stoğunda bulunmadığı için cihazı satın almak durumunda kaldığınızda, kurum geri ödemesini aldığınız takdirde tedavi bitiminde cihazı SGK' ya geri vermek zorundasınız. Satın aldığınız cihaza fark ödemiş olsanız dahi kurumdan ödeme aldığınız an cihaz size zimmetlenmiş ve kuruma ait oluyor. Sağlık Uygulama Tebliğinde belirtilen kurum ödeme tutarının üzerinde kalan tüm fark ücreti size aittir.

Daha açık örnek vereyim. Devlete 40 sene SGK primi ödeyip emekli olmuş ileri yaşta bir insan olarak, mesela Değirmendere’de ikamet ediyorsunuz. Nefes almanız için gerekli cihazı doktorunuz size yazıyor. Bastonunuza dayanarak iki toplu taşım aracına binerek, daha sonra inip bir süre yürüyerek Yahya Kaptan’a gidip SGK’dan cihazı istiyorsunuz. “Stokta yok” deyip evraklarınızı onaylıyorlar. Medikal mağazasında eğer o kadar paranız varsa mesela 3.600 lira ödeyerek cihazı alıp evinize geliyorsunuz. Cihazdan nefes alıp hayatınızı sürdürmeyi başarırsanız aradan geçen 30-45 gün sonra SGK payı olan mesela 1.200 lirayı geri alıyorsunuz.

Senelerce prim ödediğiniz SGK nefes alacağınız cihazın ücretinin tamamını karşılayıp size ücretsiz vermesi, ya da işitme cihazının tamamını karşılaması gerekmiyor mu? Bu kanunu yapanları, onaylayanları ellerini vicdanlarına koyup bu soruyu cevap vermeye davet ediyorum.

YORUMLAR

Bu Yazıya Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Kocaeli Gazetesi, Kocaeli Güncel ve Son Dakika Haberleri Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları

Sağlığınızı koruyun, hastalanmayın!26 Şubat 2020 Saat: 12:22
Buraya kadar sorun anlaşıldı galiba, benim anladığım yerli imalat eşdeğeri bulunduğu için bazı ilaçlar SGK’nın ödeme listesinden çıkarılmış.
Ayıp ettiler, hem de çok…16 Şubat 2020 Saat: 21:14
Konuyu hemen özetleyeyim. Efendim, İzmit’in içinden geçen D-100 karayolunun Yenidoğan Mahallesi halkının geçit ihtiyacı ilgililere bildirilmiş.
Arada kaynayıp gidenler!3 Şubat 2020 Saat: 17:09
Suriye sorunu, Libya sorunu gibi sıkıntılarımız vardı ülkemizin başında. Bunlar yetmezmiş gibi Elazığ depremi yaralarımıza adeta tuz serpti.
Ocak ayının son haftası!27 Ocak 2020 Saat: 16:16
“Ocak ayını hiç sevmem. Bir Ocak ayında babamı öldürdüler. Ondan evvel Ocak’la aramızda bir husumet yok idi. Hatta yılbaşı eğlencesi ve okulun tatile girmesi sebebiyle sempatik bile bulduğumu söyleyebilirim.
Çok haklısınız Sayın Cumhurbaşkanım22 Ocak 2020 Saat: 18:03
Beştepe'deki bir törende konuşan Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, yaptığı konuşmada, “Batı çöküyor. Niye? Aile kurumu diye bir kavram kalmamış. Maalesef gençlerimiz genç yaşta evlenmiyor.
Tüm Yazıları
Yukarı ↑